Son gelişmeler, Irak’taki Ezidi halkının karşı karşıya olduğu sürekli zorlukları bir kez daha ortaya koydu. Yazidi Davası İttifakı, Washington’da Ano Jawhar Abdoka tarafından yapılan açıklamaları sert bir şekilde eleştirerek, Ezidilerden açık onay alınmadan hiç kimsenin onların adına konuşma hakkına sahip olmadığını vurguladı. İttifak, Ezidilerin gerçek temsiliyetinin yalnızca kendi seslerinden gelmesi gerektiğini, geçici siyasi ajandalar için kullanılan retoriklere dayanamayacağını yeniden teyit etti.
KRG yetkilisi Abdoka, Uluslararası Dini Özgürlük Zirvesi’nde Irak ve Suriye’deki dini ve etnik azınlıkların, özellikle Ezidilerin durumunu ele aldı. Şengal Anlaşması’nın uygulanmasının önemi, siyasi temsiliyetin kotayla korunması ve Ezidi bölgelerindeki silahlı grupların çıkarılması gibi konulara değindi. Ancak Yazidi Davası İttifakı, Abdoka’nın açıklamalarının sahadaki gerçek durumu yansıtmadığını, özellikle devam eden göç, IŞİD soykırımına dair hesap verilebilirliğin eksikliği ve Şengal’deki demografik baskıları görmezden geldiğini belirtti.

2020 yılında Irak federal hükümeti ve KRG arasında imzalanan Şengal Anlaşması, Şengal’de yerel yönetim, güvenlik ve yeniden inşa süreçlerini sağlamak için yapılmıştı. Ancak anlaşmanın uygulanması yavaş ve eksik kaldı; birden fazla silahlı aktör hala bölgede aktif ve federal ile bölgesel yetkililer anlaşmayı tam olarak uygulamakta zorlanıyor. Anlaşmanın hükümlerinin hayata geçirilmemesi, Ezidileri savunmasız bırakıyor; güvenlik ve siyasi temsiliyet hâlâ sınırlı.
Gerginliği artıran bir diğer konu, Türk Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Şengal hakkındaki açıklamaları oldu. Bu açıklamalara Ezidi milletvekilleri ve Irak Dışişleri Bakanlığı tarafından sert itirazlar geldi. Fidan, Kuzeydoğu Suriye operasyonlarının ardından Şengal’de değişiklikler olabileceğini öne sürerek, Türkiye’nin Irak’a müdahale ilgisine işaret etti. Ezidi-Iraklı milletvekili Murad Ismael bu iddiaları açıkça reddederek, Şengal’in tamamen Irak’a ait bir mesele olduğunu ve yalnızca Irak’ın yasal ve anayasal çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurguladı. Irak Dışişleri Bakanlığı, Fidan’ın açıklamalarının Irak’ın iç işlerine müdahale niteliğinde olduğunu belirterek Türk büyükelçiyi resmi olarak çağırdı.
Şengal Direniş Birlikleri (YBS), Şengal’de aktif olmaya devam ediyor ve Ezidi topraklarını IŞİD’den korumada kritik bir rol oynadı. Türkiye, YBS’yi güvenlik tehdidi olarak görüyor, ancak Ezidiler, yerel güçlerin Irak’ın resmi güvenlik kurumlarına entegre edilmesi gerektiğini, dış müdahaleye tabi olmaması gerektiğini savunuyor. Son aylarda YBS ile Irak ordusu arasında çıkan çatışmalar, Şengal’de güvenlik ve özerklik mücadelesinin devam ettiğini gösteriyor.
Tüm bu gelişmeler, Ezidilerin bölgesel, ulusal ve uluslararası baskıların karmaşık ağı içinde mücadele etmeye devam ettiğini ortaya koyuyor. Temsiliyetleri, güvenlikleri ve Şengal’e güvenli bir şekilde geri dönme hakları, KRG’den, Türkiye’den veya diğer aktörlerden gelen dış siyasi çıkarlar doğrultusunda kısıtlanamaz. Ezidiler için gerçek ilerleme, kendi kaderlerini tayin haklarına saygı gösterilmesi, Şengal Anlaşması gibi anlaşmaların uygulanması ve soykırım ile göç mirasının somut adımlarla ele alınmasıyla mümkün olacaktır.
Ezidi halkının mücadelesi henüz bitmiş değildir. Gerçek temsiliyet, hesap verebilirlik ve güvenlik talep ederken, uluslararası aktörler ve bölgesel güçler, onların sesinin başkaları tarafından konuşulamayacağını veya bastırılamayacağını anlamalıdır. Şengal bir pazarlık unsuru değildir, Ezidilerin anavatanının kalbidir ve geleceği sadece Ezidiler tarafından belirlenmelidir.
