Free Ezidi Foundation’ın kurucusu Pari Ibrahim, 2014 Ezidi Soykırımı sırasında Ezidilere karşı işlenen suçların yargılanmasında Avrupa mahkemelerinin giderek artan rolüne dikkat çekti. Soykırımın üzerinden on iki yıl geçmesine rağmen 2.500’den fazla Ezidi hâlâ kayıp.

IŞİD’in Ezidi halkına karşı soykırım kampanyasını başlatmasının üzerinden on iki yıl geçmesine rağmen Avrupa mahkemelerinde devam eden davalar, soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının faillerinin, suçların işlendiği yerlerden çok uzakta bile yargılanabileceğini göstermeye devam ediyor.

Free Ezidi Foundation’ın kurucusu ve icra direktörü Pari Ibrahim, gazeteciler Abdülhamit Bilici ve Jesse Waters ile Timeline programının yakın tarihli bir bölümünde Avrupa’daki yargılamaları, Ezidi örgütlerinin delil toplamadaki rolünü ve 2.500’den fazla kayıp Ezidiyi bulmak için devam eden çalışmaları ele aldı.

Ele alınan temel konulardan biri, ulusal makamların kendi iç hukuklarında belirlenen koşullar altında ülkeleri dışında işlenen belirli ağır uluslararası suçları soruşturmasına ve kovuşturmasına olanak tanıyan bir hukuk ilkesi olan evrensel yargı yetkisiydi.

Avrupa mahkemeleri, Ezidilere karşı işlenen suçlarla ilgili olarak şimdiden birçok önemli karar verdi.

İsveç’te Lina Ishaq, çocukların da aralarında bulunduğu dokuz Ezidi mağdura karşı işlenen soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçları nedeniyle Şubat 2025’te on iki yıl hapis cezasına çarptırıldı. Svea Temyiz Mahkemesi, Kasım 2025’te cezayı onadı. Eurojust, kararı çocukların transferi yoluyla soykırım suçundan verilen ilk mahkûmiyet olarak nitelendirdi ve İsveç, Fransa, Belçika ve Hollanda makamları arasındaki iş birliğinin soruşturma açısından kritik önem taşıdığını belirtti.

Fransa’da Mart 2026’da bir başka önemli dava sonuçlandı. Fransız IŞİD üyesi Sabri Essid, gıyabında soykırım ve insanlığa karşı suçlardan mahkûm edildi ve ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Dava, Fransa’da Ezidi halkına karşı işlenen soykırımla ilgili görülen ilk davaydı. Free Ezidi Foundation, Yazda ve Kinyat, hayatta kalanlar ve diğer insan hakları örgütleriyle birlikte davaya müdahil taraf olarak katıldı.

Hollanda da Ezidilere karşı işlenen suçları yargıladı. Aralık 2024’te bir Hollanda vatandaşı, terörle bağlantılı suçların yanı sıra bir Ezidi kadının köleleştirilmesini içeren insanlığa karşı suçlar nedeniyle on yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Almanya, soykırıma ilişkin hukuki hesap verebilirliğin sağlanmasında özellikle önemli bir rol oynadı. Alman mahkemeleri, IŞİD’in Ezidilere karşı işlediği suçlarla ilgili bir dizi mahkûmiyet kararı verdi. Bunlar arasında, IŞİD’in Ezidilere karşı işlediği suçları soykırım olarak tanıyan dünyadaki ilk ceza mahkemesi kararı hâline gelen 2021 tarihli Taha Al-Jumailly kararı da bulunuyor.

Ibrahim, bu yargılamaların arkasında yürütülen çalışmaları da ele aldı. Ezidi örgütleri, hayatta kalanların ifadelerini toplayarak, suç işlediği iddia edilen kişileri belgeleyerek ve kolluk kuvvetleri ile savcılık makamlarıyla bilgi paylaşarak yetkililere yardımcı oldu. Soruşturmaların birden fazla ülkeye yayılması ve on yıldan uzun süre önce işlenmiş suçlarla ilgili olması nedeniyle bu tür iş birliği giderek daha önemli hâle geldi.

Ancak hukuki ilerleme, soykırımın devam eden sonuçlarıyla keskin bir tezat oluşturuyor.

Free Ezidi Foundation’a göre 2.500’den fazla Ezidi hâlâ kayıp. Aileler IŞİD tarafından kaçırılan yakınlarını aramaya devam ederken, saldırıların üzerinden on iki yıl geçmesine rağmen birçok hayatta kalan hâlâ yerinden edilmiş durumda.

Bu nedenle Avrupa’daki davalar yalnızca bireysel mahkûmiyetlerden ibaret değildir. Bu davalar, zamanın ve sınırların uluslararası suçlarda hesap verebilirliği mutlaka engellemediğini gösterirken, aynı zamanda Ezidi halkına yapılanlara ilişkin yargısal kayıtların korunmasını da sağlıyor.

Ancak hâlâ yanıt bekleyen hayatta kalanlar ve aileler için süreç tamamlanmaktan çok uzak.